Factors Affecting the Administration of Protest Policing


GÖKSU T., KÖKTAŞ A., Özcan M., ERZURUMLUOĞLU B.

Polis Bilimleri Dergisi, vol.5, no.2, pp.43-64, 2003 (Peer-Reviewed Journal) identifier

  • Publication Type: Article / Article
  • Volume: 5 Issue: 2
  • Publication Date: 2003
  • Journal Name: Polis Bilimleri Dergisi
  • Journal Indexes: TR DİZİN (ULAKBİM)
  • Page Numbers: pp.43-64
  • Police Academy Affiliated: No

Abstract

Within a society, the more differential status attached to the police the more likely that the police will feel socially isolated and alienated from the society. Socially isolated police will feel less the power of the law and ethical standard.1, on their daily working practices to the harm of the society. Furthermore, there is a direct correlation between the differential status afforded to the police and closeness of the policies and practices reflecting the majority view of the society. Therefore, it is suggested that the police and the society for whom the police service has in fact been established should share the same environment in every respect of social life. In the absence of such condition, the gap between the individuals and the police will be broadened and producing the policies which meet the needs of the society will be hardened. In this article, the environment where the police are educated and they conduct social activities will be examined as major causes of isolation of the alienation. And, possible legal and ethical adverse affects of social isolation of the police at the police schools and police social facilities on the police service will be indicated. At the end, it is going to be suggested that the policies of providing the state-based police education and social facilities accessible only to the police should be kept at the minimum.
Bu yazıda, toplumsal eylemlerin ortaya çıkışı ve gelişimlerine etki eden faktörler konusunda genel bir değerlendirme yapılmakta; hem bu faktörlerden birisi olan hem de eylemlerin kontrol ve denetimi ile vazifeli bulunan kolluk kurumunun ideal rolünü belirlemek konusunda dünyadaki bazı ülkelerin tecrübelerinden de yararlanılarak tespitlerde bulunulmaktadır. Yapılan değerlendirmelerde toplumsal eylemlerin ortaya çıkışı ve gelişiminin 'tek sebepli' veya 'tek boyutlu' olay şeklinde algılanmasının doğru olmayacağı betimlenerek, konu birden çok boyutu ile değerlendirmeye alınmaktadır. Bu boyutlar, hukuki düzenlemeler, kamuoyu eğilimleri, eylemcilerin eğilimleri, medyanın tutumu, polis-siyasal güç ilişkileri, polisin örgütsel yapısı, polis meslek kültürü, polisin eğitim seviyesi ve eylemci-polis karşılıklı etkileşimi olarak incelenerek toplumsal eylemlerin başarılı olarak yönetim, denetim ve kontrolü için polis örgütünce dikkate alınması gereken hususlar üzerinde durulmaktadır. Bu bağlamda, polis kurumunun toplu eylemlerin kontrolü görevini ifa ederken, idari, siyasi, sosyal ve ekonomik birçok faktörün etkisi altında kalmasının kaçınılmaz olduğu bu durumda ise insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkeleri doğrultusunda hareket etmesi gereğinin tespiti yapılmakta ve böylece polisin hem kamuoyundaki imajının hem de polis-eylemci ilişkilerinin pozitif yönde gelişeceği savunulmaktadır. Polisin aksi istikamette hareket etmesi ve eylemcilere sert muamelede bulunması halinde 'şiddetten şiddet doğması' ihtimaline dikkat çekilmektedir. Ancak, diğer yandan da, polisin göstereceği hoşgörülü muamelenin eylemciler tarafından 'zayıflık' olarak yanlış değerlendirilip şiddet eylemlerine yönelinmemesi gerektiği, çünkü dünyadaki hiçbir demokratik ülkenin hak arama bahanesi ile yapılacak şiddet eylemlerine de müsaade etmeyeceği anımsatılmaktadır. Neticede, toplu eylemlerin toplumun huzurunu bozmadan gerçekleştirilmesi açısından polis-eylemci ilişkilerinde karşılıklı pozitif hareket ve olumlu etkileşiminin önemi vurgulanmaktadır.