15 Temmuz Darbe Girişimini Türkiye'deki Bürokratik Cemaatçilik Üzerinden Yeniden Düşünmek


HAKLI S. Z.

Bilig / Türk Dünyası Sosyal Bilimler Dergisi, vol.2016, no.79, pp.89-106, 2016 (SSCI) identifier

  • Publication Type: Article / Article
  • Volume: 2016 Issue: 79
  • Publication Date: 2016
  • Journal Name: Bilig / Türk Dünyası Sosyal Bilimler Dergisi
  • Journal Indexes: Social Sciences Citation Index (SSCI), Scopus, TR DİZİN (ULAKBİM)
  • Page Numbers: pp.89-106
  • Police Academy Affiliated: Yes

Abstract

It is supposed that many bureaucratic institutions including army will be regulated by the government after 15th July coup attempt in Turkey. Since bureaucracy which constantly tries to dominate political power has been the most important and superior institution in Turkey for two centuries the regulations should be done regarding not only the Fethullah Gülenist Terror Organisation (FETÖ) but also over the entire bureaucratic tutelage system. For this reason, that power of bureaucracy should be reduced as soon as possible is vitally important. It is obvious that Turkish bureaucracy has been organised like a secular community since Tanzimat period. This community has consisted of a modernisation project which is designed to be embraced by Turkish people, a perception which depends on the superiority of bureaucracy against political power and finally on suspicion towards all individual choices of ordinary people. It is argued in this article that Turkish bureaucracy which has been aimed to transform the whole political realm and the society in Turkey has used a communitarian mind-set in order to accomplish its purposes
15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe girişiminin engellenmesinden sonra Türkiye'de ordu başta olmak üzere birçok bürokratik kurumun yeniden yapılandırılması beklenmektedir. Türkiye'nin son iki yüzyıldır en etkili kurumunun sivil siyaset üzerinde vesayetçi bir hâkimiyet kurmaya çalışan bürokrasi olduğu dikkate alındığında, yeniden yapılanmanın sadece FETÖ değil bu vesayeti düzenini üreten zihniyet üzerinden gerçekleştirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bu sebeple, öncelikli olarak vesayete dayalı bürokratik sistemin Türkiye'deki gücünün anlaşılması önem taşımaktadır. Bürokrasinin siyasî iktidar üzerinde hâkimiyet kurmaya başladığı Tanzimat döneminden bugüne bakıldığında Türk bürokrasisinin kendi içinde tıpkı cemaatçi zihniyet eksenin örgütlendiği görülmektedir. Bu cemaatçi zihniyet ise bürokrasinin modernleşme projesinin toplum tarafından benimsenmesinden, devletin bürokratik anlayış ekseninde örgütlenmesinden ve toplumun tercihlerine yönelik bürokrasinin şüpheli yaklaşımından oluşmaktadır. Bu sebeple Türkiye'de bilhassa çok partili dönemin cemaatçi bir anlayışa sahip bu bürokratik zihniyet ile toplumsal desteğe dayanan sivil siyasetin çatışmaların sıkça yaşandığı gözlemlenmektedir. Türkiye'nin vesayet düzenini tam manasıyla ortadan kaldırabilmesi içinse bu bürokratik zihniyetin hâkimiyetine son vermesi gerekmektedir.