T H E F O R E I G N P O L I C Y O F P A K I S T A N B E T W E E N R E A L I S T I C C O N S E R V A T I S M A N D ADVENTUROUS SEIZURES


ASLAN Ö.

Muhafazakar Düşünce Dergisi, vol.2, no.51, pp.13-34, 2017 (Peer-Reviewed Journal) identifier

  • Publication Type: Article / Article
  • Volume: 2 Issue: 51
  • Publication Date: 2017
  • Journal Name: Muhafazakar Düşünce Dergisi
  • Journal Indexes: TR DİZİN (ULAKBİM)
  • Page Numbers: pp.13-34
  • Police Academy Affiliated: Yes

Abstract

Conservatism as an ideology or attitude provides certain clues as to what ‘conservative foreign policy’ would look like; but these clues seem to be open to various, sometimes deviant interpretations. There appears to be no coherent and systematic program of ‘conservative foreign policy’. When it comes to conservatism and foreign policy nexus in Pakistan, the involvement of Pakistani military in domestic politics and its entrenched political role makes it difficult to conduct any such analysis in the first place. By virtue of being a small power with extremely limited military, economic, social, and political resources despite a nuclear arsenal, the Pakistani rulers, both military and civilian alike, have naturally embraced a realist foreign policy aiming at achieving Pakistani national interests to a large extent. In difference from various manifestations of conservatism and foreign policy nexus in the Anglo-American world, especially the United States or United Kingdom, Pakistan’s has largely been a realistic conservative foreign policy without a homegrown conservative tradition. Only Ayub Khan and Nawaz Sharif fit the description of ‘conservative politicians’ in the true sense of the term while Zia-ul-Haq and Zulfikar Ali Bhutto followed what could be described as conservative foreign policies without themselves being neither conservatives nor democrats. Yet, all have eschewed attributing their foreign policy choices to their identity but rather wrapped in geopolitical necessities and regional balance of power. As displayed by several occasions as unwarranted wars with India in 1965 and Kargil in 1999 Pakistani foreign policy manifested a strain adventurism that violated its generally conservative realistic contours
Muhafazakârlık, 'muhafazakâr dış politikanın neye benzeyeceğine dair bazı ipuçları veriyor olsa da, bu ipuçları bazen birbiriyle çelişen, çok farklı yorumlara açıktır. Sınırları çizilmiş, dış politikaya yaklaşım ve davranış anlamında iyi tanımlanmış bir muhafazakâr dış politika programından bahsetmek oldukça zordur. Pakistan dış politikası ve muhafazakârlık bağlantısı söz konusu olduğunda, Pakistan Silahlı Kuvvetleri'nin iç siyasetteki tarihsel rolü ve etkisi böyle bir değerlendirme yapmayı ayrıca zorlaştırmaktadır. Pakistan, nükleer silahlarına rağmen askeri, siyasi, ekonomik ve sosyal kaynakları oldukça kısıtlı bir 'küçük-ölçekte' güç olduğundan, Pakistan'ın askeri ve sivil yönetici seçkinleri Pakistan ulusal çıkarlarını savunmak amacıyla büyük oranda gerçekçi bir dış politika izlemiştir. Pakistan'ın gerçekçi muhafazakâr dış politikası, Anglo-Amerikan dünyanın muhafazakâr geleneğine oranla, büyük oranda muhafazakârsız muhafazakâr dış politikadır. Bunun da en önemli nedeni Pakistan'ın dış politika seçeneklerinin oldukça kısıtlı olmasıdır. Pakistan'da yalnızca Eyüp Han ve Navaz Şerif muhafazakâr politikacılar olarak tanımlanabilirken, her iki politikacı da muhafazakâr olarak nitelenebilecek dış politikalarını muhafazakâr kimliklerine atfetmediler. Zülfikar Ali Butto ve Ziya ülHak ise muhafazakâr kimlikleri olmadığı halde --ilki 'İslami sosyalist', 'ikincisi İslamcı muhafazakâr' dış politika takip ettiler. Bununla birlikte, 1965 Pakistan-Hindistan Savaşı ve 1999 Kargil Savaşı'nın da gösterdiği üzere Pakistan dış politikasında dönem dönem anti-muhafazakâr maceracılık patlamaları da yaşanmıştır