Güvenlik Pedagojisini Yeniden Düşünmek: Yapay Zekâ ve Siber Çağında Dayanıklılık Temelli Bir Eğitim


Creative Commons License

Arslan A. C.

Mevzu – Sosyal Bilimler Dergisi, cilt.2026, sa.15, ss.191-216, 2026 (TRDizin)

  • Yayın Türü: Makale / Tam Makale
  • Cilt numarası: 2026 Sayı: 15
  • Basım Tarihi: 2026
  • Doi Numarası: 10.56720/mevzu.1811281
  • Dergi Adı: Mevzu – Sosyal Bilimler Dergisi
  • Derginin Tarandığı İndeksler: Central & Eastern European Academic Source (CEEAS), ERIHPlus, TR DİZİN (ULAKBİM), Asos İndeks, European Reference Index for the Humanities and Social Science (ERIH PLUS), MLA International Bibliography
  • Sayfa Sayıları: ss.191-216
  • Polis Akademisi Adresli: Evet

Özet

Bu çalışma kavramsal model inşası yöntemiyle güvenlik pedagojisinin eğitim bilimlerindeki konumunu yeniden tartışmaya açarak “Güvenlik Pedagojisi 2.0” adını verdiğimiz teknoloji temelli ve dayanıklılık odaklı bir öğretim modelini önermektedir. Literatürde parçalı biçimde gelişen eleştirel güvenlik pedagojisi, ulusal güvenlik alanında simülasyon temelli yaklaşımlar ve siber güvenlik farkındalık eğitimleri güvenlik pedagojisinin disiplinler arası doğasını ortaya koymaktadır. Ancak bu yaklaşımlar henüz bütüncül bir kavramsal çerçeveye kavuşmamıştır. Güvenlik eğitimi ve pedagojisi geçtiğimiz on yıllarda özellikle Batı ülkelerinde kurumsallaşarak gelişmiş, son on yılda ise Türkiye’de açılan yüksek lisans-doktora programları ve lisans programlarında açılan dersler sayesinde giderek daha güncel ve akademik bir boyut kazanmıştır. Bu eğitimlerin pedagojik açıdan kuramsallaştırılması ve uluslararası tartışmalar içerisindeki yerinin netleştirilmesi, alanın ilerlemesi açısından kritik bir ihtiyaçtır. Makale eleştirel pedagoji, dijital pedagoji ve teknoloji temelli yöntemler olmak üzere üç temel boyutu merkeze almaktadır. Eleştirel pedagoji, öğrencileri güvenlik bilgisinin aktif üreticisi haline getirmeyi içermektedir. Dijital pedagoji, siber güvenlik, dezenformasyon ve yapay zekâ okuryazarlığını çağdaş temel yetkinlikler arasında tanımlamaktadır. Son olarak teknoloji temelli yöntemler ise simülasyon, oyunlaştırma ve yapay zekâ destekli öğrenme analitiği ile güvenlik eğitimini daha erişilebilir, etkileşimli ve direnç artırıcı hale getirmektedir. Bu model uluslararası literatür ve Türkiye örneğinden hareketle, güvenlik pedagojisinin yalnızca mesleki alanlarla sınırlı kalmaması, eğitim bilimlerinin merkezinde yenilikçi bir yaklaşım olarak konumlanması gerektiğini savunmaktadır. “Güvenlik Pedagojisi 2.0” hem demokratikleşme ve etik yönelim ilkeleriyle uyumlu hem de dijital çağın gerektirdiği dayanıklılık kapasitesini güçlendiren bir çerçeve sunmaktadır.

This study reopens the debate on the place of security pedagogy within the field of educational sciences through a conceptual model-building approach and proposes a technology-based and resilience-oriented instructional model that we call “Security Pedagogy 2.0.” The fragmented development in the literature of critical security pedagogy, simulation-based approaches in national security, and cyber security awareness training reveals the interdisciplinary nature of security pedagogy. However, these approaches have not yet converged into a holistic conceptual framework. Security education and pedagogy have become institutionalized and advanced, particularly in Western countries over the past decades; in the last ten years, they have gained an increasingly contemporary and academic dimension in Türkiye through the establishment of master’s and doctoral programs as well as courses in undergraduate curricula. The pedagogical theorization of these programs and the clarification of their place within international discussions constitute a critical need for the advancement of the field. The article centers on three core dimensions: critical pedagogy, digital pedagogy, and technology-based methods. Critical pedagogy aims to transform learners into active producers of security knowledge. Digital pedagogy defines cybersecurity, disinformation, and artificial intelligence literacy as essential contemporary competencies. Finally, technology-based methods render security education more accessible, interactive, and resilience-enhancing through simulation, gamification, and artificial intelligence-supported learning analytics. Drawing on international literature and the Turkish case, the model argues that security pedagogy should not be confined to vocational domains alone but should be positioned as an innovative approach at the heart of educational sciences. “Security Pedagogy 2.0” offers a framework that is compatible with principles of democratization and ethical orientation while strengthening the resilience capacity required by the digital age.