Şehir ve Güvenlik


Creative Commons License

Osmanoğlu E. (Editor), İmga O. (Editor)

Polis Akademisi Yayınları, Ankara, 2020

  • Publication Type: Book / Proceedings
  • Publication Date: 2020
  • Publisher: Polis Akademisi Yayınları
  • City: Ankara
  • Police Academy Affiliated: Yes

Abstract

Ön söz

 

 

 

İçinde bulunduğumuz yüzyıl, tüm dünyada şehirlerin baş döndürücü bir süratle yükselişine, dönüşümüne ve karmaşıklaşmasına tanıklık ediyor. Bu dönüşüm, bir yerleşim birimi olarak şehirlerin hem fizikî manada farklılaşmasına, hem de bu yerleşimlerin sakinlerinin sosyolojik bakımdan yeni koşullar ve süreçlerle, alışılmadık tehditlerle karşı karşıya kalmalarına işaret ediyor. Şehirlerin yükselişi, bizleri, ortaya çıkardığı yeni fırsatlar ve imkânlar yanında, yepyeni belirsizlik ve korkuların da kucağına atıyor.  

            Tarihsel süreçte şehirler, mütenakız bir biçimde, hem sakinlerine güvenli bir alan sunmuş, hem de çok çeşitli güvenlik tehditlerine kaynaklık etmiştir. Esasen, günümüz şehirlerinin pek çoğunun, temelde bir güvenlik ihtiyacının ürünü olarak doğduğu söylenebilir. Pek çoğu, kalelerin sağlam surları içerisinde inşa edilen şehirler, savaş ve çatışma dönemlerinde insanlara muhkem alanlar sağlayan yerleşimler olarak tasarlanmışlardır. Madalyonun bir yüzünde bu gerçeklik yer almakla birlikte, diğer yüzünde de bilhassa Sanayi Devrimi sonrasında olağanüstü bir nüfus baskısına maruz kalan modern dönem şehirlerinin hızlı şekilde birer suç mekânı hâline dönüşmeleri gerçeği yer almaktadır. Şehirlerin yarattığı yeni ekonomik, sosyal ve kültürel imkânlar, onları göz kamaştırıcı cazibe merkezleri hâline getirmenin yanında, insanları yeni güvenlik sorunlarıyla da karşı karşıya getirmiştir. Nitekim suçla mücadele eden modern polis teşkilatlarının doğuşu, 19. yüzyılda tam da bu sosyolojik dönüşümün neticesinde şehirlerde yaşanmıştır. Kuşkusuz, bu yönüyle hem şehrin kendisinin, hem de onun güvenliğini sağlayan teşkilatların aynı isimle, “polis” kavramıyla ifade ediliyor olması, tesadüfün ötesinde bir anlam taşımaktadır.

Dünya genelinde tüm toplumlar, bugün için, küreselleşmenin de etkisiyle sosyolojik, ekonomik, siyasi, psikolojik ve kültürel alanlarda hızlı bir değişim ve dönüşüm süreci yaşamaktadırlar. 20. yüzyılda dünya nüfusunun büyük çoğunluğu şehirlerde ikamet etmeye başlamıştır. Şehirler, klasik yapı ve işlevlerinin ötesine geçerek metropollere dönüşmüştür. 21. yüzyılın başlarında ise artık megapoller ortaya çıkmaya başlamıştır. Hem ülkelerin kendi içindeki nüfus hareketleri, hem de uluslararası göçler bu dönüşüm sürecini hızlandırmıştır. Toplumsal hayat bu süreçte gittikçe daha fazla farklılaşmaya ve karmaşık bir hal almaya başlamıştır. Bu durum aynı zamanda yeni suç ve suçlu tiplerini de ortaya çıkarmıştır. Şehirlerdeki suçun günümüzde hem sayısal bakımdan artışı, hem de mahiyet bakımından karmaşıklaşması, suç ve suçluyla mücadelede yeni tekniklerin ve standardize edilmiş yeni usullerin ortaya çıkmasını zorunlu kılmıştır.

Kuşkusuz bu küresel dönüşüm, ülkemizi de fazlasıyla etkilemiştir. Gerek sosyolojik değişime, gerekse de hukuki düzenlemelere bağlı biçimde, TÜİK verilerine göre bugün için Türkiye nüfusunun %92’si şehir alanlarında yaşamaktadır. Bununla ilişkili biçimde, bilhassa İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Adana gibi şehirlerde, yoğunlaşan nüfusla rabıtalı olarak yaşanan sorunlar, şehir güvenliği meselesini her zamankinden çok daha fazla önemli hâle getirmiştir.

Gerçekten de, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de, şehirleşme süreçlerinde farklı unsurların bir araya gelmesiyle oluşan fiziki ve sosyal hareketlilik, şehirlerdeki suç oranlarının artmasına yol açmıştır. Artan suç vakaları, şehrin sakinlerinde güvensizlik hissi oluşturarak, onların hem yaşadıkları mekâna, hem de çevrelerindeki insanlara karşı tedirgin yaklaşmasına ve yabancılaşmasına neden olmaktadır. Toplumda meydana gelen ve kamuoyuna yansıyan küçük ya da büyük ölçekli her bir suç hadisesi, şehirde yaşayan insanları psikolojik bakımdan etkilemekte ve onların yaşam kalitelerini düşürmektedir. Bu nedenle şehirlerin güvenliği, huzurlu ve sağlıklı bir yaşama sahip olmak için büyük bir önem taşımaktadır. Şehir ve Güvenlik başlıklı bu çalışma, şehirleri daha fazla yaşanabilir kılmak ve insanlara daha kaliteli bir yaşam sunmak için güvenlik konusunda ne gibi politikaların oluşturulabileceğini, öncelikle hangi aktörlerin bu konuda roller üstlenmesi gerektiğini, şehir güvenliği konusundaki yeni teknolojik gelişmeleri ve şehirde yaşayanların güvenliğe ilişkin algılarını tartışmayı ve çözüm önerileri üretmeyi hedeflemesi yönleriyle önem arz etmektedir.

Bu kitap, T.C. Cumhurbaşkanlığı’nın himayelerinde ve Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle 2-3 Ocak 2020 tarihlerinde gerçekleştirilen Şehir ve Güvenlik Sempozyumu’nda sunulan bildirilerden seçilen akademik çalışmaların makale hâline getirilmesiyle ortaya çıkan bir eserdir. Türkiye’de şehir ve güvenlik kavramları bakımından akademik literatüre önemli bir katkı sağlamasını arzu ettiğimiz bu çalışmanın ortaya çıkmasında, gerek sempozyumun düzenlenmesi, gerekse de çıktılarının kitaplaştırılması süreçlerinin her safhasında kıymetli desteklerini esirgemeyen Cumhurbaşkanlığı Yerel Yönetim Politikaları Kurulu Başkanvekili Sayın Prof. Dr. Şükrü Karatepe’ye, Polis Akademisi Başkanı Sayın Prof. Dr. Yılmaz Çolak’a ve Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı Sayın Fatma Şahin’e şükranlarımızı arz ediyoruz. Bu sahadaki yeni çalışmalar bakımından ilham vermesini ümit ettiğimiz Şehir ve Güvenlik kitabına çalışmalarıyla katkı sunan tüm yazarlarımıza, kıymetli katkıları ve emeklerinden dolayı müteşekkiriz.

 

 

Prof. Dr. Orçun İmga

Öğr. Gör. Emir Osmanoğlu