Ulus Devlet İnşasında Müziğin Rolü Türkiye ile Mısır Arasındaki Benzerlik ve Farklar


Abaoğlu E.

7. Türkiye Lisansüstü Çalışmalar Kongresi, Burdur, Türkiye, 9 - 12 Mayıs 2018, cilt.4, ss.21-36, (Tam Metin Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
  • Cilt numarası: 4
  • Basıldığı Şehir: Burdur
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.21-36
  • Polis Akademisi Adresli: Hayır

Özet

Osmanlı mirasının üzerine kurulan yeni ulus devlet, kimliğini inşa etmek adına birçok alanda reformlar ger-

Osmanlı mirasının üzerine kurulan yeni ulus devlet, kimliğini inşa etmek adına birçok alanda reformlar gerçekleştirmiş; bu alanlar içinde müzik önemli bir paya sahip olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti’nin batılı imajına uygun ama aynı zamanda yereli de reddetmeyen ancak kendisini imparatorluğun müzik mirasından keskin çizgilerle ayırmayı hedefeyen kültür politikaları müzik alanında kimi zaman hayli sert bir biçimde ve uzun yıllar uygulanmıştır. Müzik alanındaki zorunlu değişim ulusu modernleştirme pratiğinin bir parçası olarak görülmüştür. Diğer Ortadoğu ülkelerindeki modernleşme pratiklerine bakıldığında da ise müzik geleneğinin reddedilmediği ve müziğin milliyetçi paradigma gereği ulusal bilinci uyandırma adına araçsallaştırıldığı görülür. Ümmü Gülsüm ve Feyruz kendi dönemlerinde Arap dünyasının ulusal ikonları haline gelmişlerdir. Bu durum çeşitli soruları da beraberinde getirir. “Türkiye Cumhuriyeti, imparatorluktan devraldığı müzik geleneğini araçsallaştırarak milliyetçi söylemini desteklemek yerine neden geleneği yok sayma yolunu tercih etmiştir?” Benzer bir soru ise “Orta Doğu ülkelerindeki Modernleşme pratikleri Müzik geleneğinin korunmasına nasıl izin vermiştir?” olabilir. Modernleşme tecrübesi, Türkiye için “milliyetçiliğin müzik üzerindeki etkisi” olarak okunabilirken; Orta Doğu ülkeleri için “müziğin milliyetçilik üzerindeki etkisi” olarak okunabilir. Bu çalışmada 1950 – 1980 arası süreçte Müzik ve milliyetçilik ilişkisi ortaklaşan ve farklılaşan temalarıyla Türkiye ve Mısır’ın tarihi bağlamında incelenecektir. İki ülkenin ulus devlet inşa süreci farklı zamanlarda başlasa da 1950’lerin başı ile 1970’lerin sonu her iki ülkenin modernleşme süreçleri ve kültür politikaları açısından ele alınabilecek ortak bir dönemi ifade eder. Bu süreçte Türkiye’de musiki inkılâbı tecrübesi alternatif müzik akımlarıyla yumuşatılırken, Orta Doğu coğrafyasında sömürge sonrası ulus devletleşme sürecinde müziğin araçsallaştırılmasına şahit olunur.

devletleşme sürecinde müziğin araçsallaştırılmasına şahit olunur.