'Kırık Pencereler' Teorisi Bağlamında Kentsel Yaşamda Suç ve Güvenlik


BEŞE E.

Polis Bilimleri Dergisi, vol.8, no.1, pp.1-24, 2006 (Peer-Reviewed Journal) identifier

  • Publication Type: Article / Article
  • Volume: 8 Issue: 1
  • Publication Date: 2006
  • Journal Name: Polis Bilimleri Dergisi
  • Journal Indexes: TR DİZİN (ULAKBİM)
  • Page Numbers: pp.1-24
  • Police Academy Affiliated: No

Abstract

Kriminolojide en dikkat çekici suç teorilerinden birisi olan ‘Ekolojik Yaklaşım’; yerleşim yerlerinin, suçlu ve mağdurların sayısını etkileme ihtimali olan fiziksel ve sosyal özelliklerinin bilinmesinin, suçun nedenlerinin anlaşılabilmesi için gerekli olduğu düşüncesi üzerine kuruludur. Ekolojik Kriminoloji, sosyolojik kriminolojinin ilk teorilerinden biri olup; 1920’lerde Chicago Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde geliştirilmiştir. Bu nedenle, ‘Chicago Okulu’ olarak da adlandırılmaktadır. James Q. Wilson ve George Kelling, 1982 yılında Atlantic Monthly Dergisi’nde yayınlamış oldukları çok ses getiren bir makalede, bir takım basit suç ya da küçük düzensizliklerle mücadele etmenin bir takım ciddi suçları önemli bir oranda azaltacağını ileri sürdüler. Wilson ve Kelling’in temel kaygıları, kamu düzenin sürdürülmesiydi. Çünkü onlar, yüksek düzeyde bir düzensizliğe karşı tolerans tanınmasının, kamusal alanda suçla sonuçlanacağını iddia ediyorlardı. Bunu ifade etmek amacıyla ‘kırık pencere’ imajını kullandılar. Burada ‘kırık pencere’ metaforu, düzensizliklere gösterilen toleransı ifade ediyordu. Bu toleransın sonucu ise, daha fazla düzensizlik ve suçtu. Wilson ve Kelling’e göre, bu durumda katı ve sert polis uygulamalarıyla her türlü suçla, hafif ya da ağır suç ayrımı yapmaksızın etkili bir mücadele gerekiyordu. Kırık Pencereler Teorisinin temel esprisi şuydu: “Bir binadaki herhangi bir kırık pencere tamir edilmez ise; binaya kimsenin göz-kulak olmadığını düşünen insanlar, diğer pencereleri de kırmak isteyecekler ve daha fazla pencere kırılacaktır. Bir süre sonra da bina penceresiz kalacaktır…” Amerika’nın en kalabalık şehirlerinden birisi olan New York, Wilson ve Kelling’in teorisinin en azından bir takım argümanlarını 1990’larda benimseyerek uyguladı. Bu uygulamalar içinde en önemlisi, küçük düzensizliklerle mücadele etmek ve hafif suçlara yönelik hukuk mevzuatını katı bir şekilde uygulamaktı. Bu yaklaşımın uygulanması sonucunda New York kenti, 1990’larda Amerika’nın suç bakımından en güvenli kentlerinden birisi oldu. Bu makalenin temel amacı da, özellikle ‘Kırık Pencereler’ tezinden yola çıkarak kentleşme süreci, kentsel yaşamın yapısal ve sosyal problemleri ile suç arasındaki etkileşimi ele almaktır.